İnsan internette çok zaman geçirince, haliyle M.Kemal Atatürk hakkındaki paylaşımları da görüyor. İyi ya da kötü veyahut orta görüşte kalmış yazılar, fotoğraflar, laflarla karşılaşıyor.
Ben küçüklüğümden beri Atatürk sevgisiyle yetiştirildim doğru. Tıpkı birçoğumuz gibi. Okulda, evde ve doğal olarak özel günlerde..Hatta çoğu stad gösterilerine de katılmışımdır. Bu yüzden hep daha bi içten yaşadım milli bayramlarımızı. Ama kimse bana sen Atatürk'ü sevmek zorundasın diye ya da o insan üstü bir varlık diye tanıtmadı. Hepimiz biliriz ve mutlaka her sene Atatürk'ün hayatı parçasını okumuşuzdur okulda. O parçada abartılı birşey yazdığını hatırlamam. Hep şöyle başlar: "Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selanik'te doğmuştur. Annesi Zübeyde Hanım babası Ali Rıza Bey'dir..." Buraya kadar herşey tamam. Parçada inanılmaz olaylar ya da tapınış yoktur. Sonra Andımız, 10 Kasım'lardaki şiirler..Bana onun önemli bir insan olduğunu öğretti ama tapmayı değil!
Büyüdükçe artık Atatürk'ün hayatını ya da şiirlerini Türkçe kitaplarının da ötesinde bir yerlerde okumam gerektiğini düşündüm. Romanlar, kitaplar, videolar, internet makaleleri derken kafamda bir "insan" belirdi. Artık O'nun hakkında anne ve babasının adından, Mustafa ismini alışının da ötesinde birşeyler olduğunu gördüm. Karalamalar ve yüceltmeler!
Objektif olmaya çalıştım. Elbetteki yetiştirilmeden dolayı ona karşı sevgim var. Ama yine yetiştirilme sonucu sevgisi biten ve hatta kine dönüşenler de var. O yüzden bunu kriter olarak tutmuyorum.
O bir insandı başta. Ama birçok insanın omuzlarına yüklenemeyeceği kadar ağır ve zor yükler aldı. Takdire şayan bir zekayla birçoğunun hala inkar ettiği ve istemediği Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu. Tabi bu süreç, cümledeki gibi kısa bir sürede ve bu kadar basit olmadı. Ve tabiki tek başına değil!
Sen ki sürekli kitaplar okuyan, araştıran, ayrıca çevrende onca hokkabazı idare edebilen sen, sigara içmez miydin acaba? Ya da alkol almaz mıydın (ki Atatürk'e laf eden birçok insan gizli ya da açık şekilde içki içmenin özgürlük olduğunu savunur veyahut tam tersine dinen yasak olduğunu ve içilmemesi gerektiğini "zorla" empoze etmeye çalışır. Sizin farkınız nedir acaba. Haklı bir nedeninizi göremiyorum). Ne bileyim hiç mi sinirlenmezdin :) İnsan yahu insan! Neden hala Newton ya da Einstein'i hatırlarız? Kitaplarda ki bu kitaplar dünya çapında okutulur. Bırakın önemli ve bu milletin tarihini değiştirmiş bir lideri hatırlayalım. Neden anmayalım? Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu kim biliyor? Ya da Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu, ya da Atatürk`ün dünyada `başöğretmen` sıfatlı tek lider olduğunu ha kiminiz biliyor? Kiminiz neyi biliyor Allah aşkına neyi? Okumuyorsunuz düşünmüyorsunuz bile. Ama yoook bunlar internette var elbet görmüşsünüzdür pardon!
Birgün oturdum ve düşündüm. Tamam bu adam birşeyler yapmış, bir devlet kurmuş ama ben neden sevmeliyim. Neden anmalıyım onu diye. O iyi bir insandı. Çalışkandı. Annesinin bile ölümünde o bu vatan için çalıştı. Terkedildiğinde de çalıştı. Morali bozuk olduğunda da. Hastalığında bile çalıştı. Bile bile bile...O çalıştı, o düşündü, o yaptı! Şimdi ben hala evimde oturup şu sözleri yazabiliyorsam, hala soyadım Türkçeyse, hala annem ve babam belliyse, hala bu vatan için kanını dökmüş atalarımın topraklarındaysam, yoklukta ve baskıda dahi var olma çabalarını sürdüren bu halkın başındaki Lider'e nasıl derim sen eskidendin diye. Gençliği hitabeyi o yazmadı mı? Bilmiyor muydu ilerisini? Biliyordu da yazdı. Biliyordu ki herşeyi yaptı nefesinin yettiği kadar...Söyleyin kim bu vatan için son nefesine kadar "benliğinden" vazgeçip Halk oldu?
Ben düşünüyorum, ben hissediyorum, ben biliyorum ve 24 yaşımda bile hala Mustafa Kemal'i anıyorsam, mutluyum...Tapma kelimesi ne kadar zoruma gider anlatamam. Vur kahpeye gibi söylenir sözler bizlere. Atatürk çocuklarına. Neden olayları mal etmek için O'nun adını kullanırsınız! Ama şunu bilin ki tattığımız ve duyduğumuz sevgi ve saygı pahabiçilemez! Atatürk tabu değildir bir anma ve saygı meselesidir. Ama anlayana














yorum yapılmış
"Mustafa Kemal Atatürk tabu mudur?" yazısına 7 yorum yapılmış30 Ekim 2009 00:44
gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. insanın kendi düşüncelerini bir başkasından okuması güzelmiş :)
30 Ekim 2009 10:13
Çok güzel bir yazı gerçekten :) Tam da şu sıralar Atatürk'e karşı olan sevgi ve saygımı güçlendirmekteydim. :)
30 Ekim 2009 11:18
Yazı sahiden çok güzel bu arada senin de Cumhuriyet bayramın kutlu olsun..
30 Ekim 2009 19:17
"Tapma olayı" bizde kültürel bir olgudur. Meselâ Atatürk'ü din adına kabul edemeyenlerin pekçoğu da dini putlaştırır farkında değildir. Sendeki hâl tapma veya putlaştırma olmayabilir, ülkemizin istisnai insanlarından olabilirsin. Ama kabul edelim ki bizim kültürel özelliğimiz ezbercilikten yanadır. düşündürücü değildir telkinlemelerle robotlaştırıcıdır. Dolayısıyla, bizde körü körüne tapmalar putlaştırmalar aşırıdır.
Atatürk'e gelince, vatan millet meselelerinin dışında bile ele alsak, o bir deha idi. Tarafsız düşünebilen herkesi hayrette bırakacak hayran edecek kişisel özellikleri vardır.
Yani şu da ezber: Bize bu ülkeyi kazandırdı, biz onun sayesinde varız.. bunları aşmak lazım. Zamanla her şey değişiyorken, her şey etkisini kaybediyorken Atatürk'ün sistemine sığınmaya çalışmak, onu övüp durmakla yetinmek bizi ancak geri bırakır. Yapılacak şey onun kurduğu cumhuriyetin temellerini en az Atatürk kadar iyi bilmeli ve hatalar varsa bulunup gidermeli önünün açılması için gerekenleri araştırmalı. günümüzde daha faziletli olmak için daha hızlı yükselebilmek için gerekenler nelerdir bulmak ve uygulamak gerekiyor.
Borçluluk duygusu ile değil, gerçeği gören gözlerle apaydın kafalarla Atatürk'ü görmeliyiz. Ve değerini anlamış olmayı değil, "devamını nasıl sağlarız"ı düşünüp çare aramak gerekir. Bunu yapmazsak biz bir işe yaramayız. hep minnet duyacağımız kişiler arayışında oluruz. Atatürkün fikirleri yine aynı olsaydı ve bu memleketi o değil başkası kurtarmış olsaydı o zaman böyle bir dehayı yok mu sayacaktık? iyi düşünelim.
Düşünüyor muyuz? Bugün Türkiye kesinkez bir felakete giriyor olsa ve Atatürkçülerimizin nefret ettiği bir lider çıksa memleketi kurtarsa, aynı minnet borcu duygusu ile onu da yücelteceğiz demektir. O halde liderlerin bize kazandırdığı şeyden ötürü onu yüceltmek değil, onun geliştirdiği sistemi çok iyi anlamaya çalışmak, eksikleri tamamlamak, geliştirmek, devamlı güncellemek gençleştirmek gerekir. Tarafsızca, vicdanla, şuurla.
30 Ekim 2009 19:43
@E. Ali
Evet "onu övüp durmakla yetinmek bizi ancak geri bırakır" ama onun getirdikleri geride kaldı demek de bilginin eksikliğindendir diye düşünüyorum. Onun sözlerini, nasihatlarını okudun mu hiç? Ne durumda neler yapmanın gerektiğini, hangi durumda nasıl tepkiler verdiğini? Bilimi, çalışkanlığı hep vurguladığını? Bence bilmiyorsun ya da bilmemezlikten geliyorsun.
Geliştirmek.. Elbette. Geliştirmek, araştırmak, başarmak! Yerinde saymayı kimse kabul etmez. Ama düşünme yeterliliğine sahip ve olayları analiz etmeyi bilen bizler, ezberci ve yerinde sayanlar olamayız. Geliştirmek, yüceltmek. En önemlisi çalışmak. Tabiki her görüşün içinde düzenbazlar, kötüye kullananlar vardır ama işin özünü gördüğünde asıl neyin savaşını verdiğimizi anlayabiliriz ;)
31 Ekim 2009 15:49
Önyargılı olduğunu hiç sanmıyorum bu yüzden yanlış anlamışsın veya ben anlatamamışım diyeceğim.
Sorduğun soruların alasını yapmışımdır ve yorumumda senin çektiğin manaya değgin bir ifade yoktur. Nutuk için osmanlıca sözlüklerle boğuşmuşumdur. Hem bende yeni kütürüm türkçesi yok, esası var. Yeni alfabemizle ama bütün sözler orijinal.
Atatürk yaptıkları ile değerlidir, fikirleri ile deha yönü ile değerlidir. Bunları bilmek Atatürkü övmek yetmiyor. esas bunlarla yetinenler atatürkü geçmişe gömmüş olur.
Yalnız şu var ki artık yapacak bir şey kalmamıştır. Onun ölümünün hemen arkasından yapılan putlaştırmalar yüzünden hiçbir ilkesi güncelleştirilmedi, genşleştirilmedi, daha kötüsü olduğu gibi dahi korunmadı. Şimdi kim iddia edebilir ki Atatürkün filan ilkesi onun bıraktığı gibi işliyor? Yani geliştirilmesi bir yana, bıraktığı gibi işleyen bir ilkesini bile hiç kimse gösteremez. yoklar çünkü. Sebep ne? putlaştırılarak halkın kandırılması.
17 Aralık 2009 00:29
Yorum Gönder