Gelişim gösteriyor mu bilmiyorum ama geçmişten beri Türk Aşk Dizileri’nin vazgeçilmezidir o. Farklı cinsiyetlerden iki kişi bir araya gelir, genelde romantik bir yerdir ve romantik bir bakışma olur. Ardından göz göze gelirler. İşte burada dikkat edin, kapatın gözlerinizi! Ayıp be ayıp, bakılır mı? Şaka falan bir yana, neden öpüşürüz? Göbek göbeğe çarpışıp ‘Ver oradan iki göbek sevgiline! Bak bak, oohhh süper!’ demek varken, nedir bu dudak fantezisi?
Tarihi açıdan bakarsak 17. Yüzyılda “Martin von Kepme” bayağı büyük bir öpüşme ansiklopedisi yazıyor. Bu ansiklopedinin içinde 15’ten daha fazla öpüşme tarzından bahsediyor. Kama Sutra ise bu 15 tane öpüşme tarzını geliştirip 34 taneye kadar çıkarıyor. O zamanlarda öpüşmenin büyük bir günah olduğu da söyleniyor. Günahlıktan çıkıp bu günkü halini nasıl aldı sorusu da cevapsız sorular arasında tabi ki.
Peki vücutta neler oluyor? Bilimselliğine geçelim işin diyorsanız, buradan sonrası bilimsele giriyor biraz. NTV BLM dergisinin tanımlamasına göre öpüşmenin bilimsel açıklaması şöyle; “Öpüşme fiziksel, kimyasal, psikolojik ve kültürel etkileşimin şahikası: Dudakları kaynatmak, tansiyonu kişnetip feromonları köpürtüyor, salya terkibini değiştiriyor, nörotransmitterler sapıtıyor, hormonlar aşağı yukarı salınıyor; serebral santrale bağlanan 12 sinirden 5’i tam yol çalışıyor. ”Öpüşme sırasında aktif olarak “m. orbicularis oris” adı verilen dudak kasımız görev alıyor. Öpüşme tipine göre çalışan kas sayısı farklı tabi ki, ama normal bir öpüşme sırasında 20 civarında kasın koordine olarak çalışması gerektiğini söylüyor Doç. Dr. M. Mahir ÖZMEN. Bununla da kalmıyor, dil kaslarının, hatta yutağı oluşturan kaslarında bu işe girmesi durumuyla 30’dan fazla kasın rol aldığını ekliyor bu bilgilere.
Öpüşme sırasındaki duyusal durum sadece ağızla da sınırlı değil, beyne sürekli mesajlar gidiyor. ‘Beyin bunu yap şunu yap’ dermiş gibi adeta. Yani NTV BLM satırlarına göre şöyle oluyor; “Öpüşme anında dudaklarınızdan, dilinizden ve bütün yüzünüzden beyninize mesajlar taşıyarak olup biteni haber veriyor.
Beyniniz gelen uyarı sinyallerine,
• Karşı cinse bağlanma ve etkileşimi sağlayan oksitosin,
• Beyinde duyguları işleyen, mutluluk ve acıdan sorumlu olan dopamin,
• Bireyin karakteri ve hissiyatını etkileyen serotonin,
• Kalp hızını arttıran, “çarpış veya kaç” yanıtını belirleyen adrenalin salgılayarak yanıt veriyor.
Öpüştüğünüzde bu hormonlar ve sinirsel iletim aracıları tüm vücudunuza yayılıyor, doğal olarak var olan endorfinlerle birleşerek iyi bir öpüşme sırasında hissedilen öfori haline yol açıyor. Kalp hızı artıyor, kan damarları genişliyor ve tüm vücudunuz normalden çok daha fazla oksijen alıyor.”
En can alıcı noktası burası! “Araştırmacıların yaptığı açıklamalara göre öpüşme sırasında yapılan koku alış verişiyle duygulanım arasında önemli bağlar olduğu söyleniyor.” diyor Doç. Dr. M. Mahir ÖZMEN. Yani vücut öpüşmek için kimi tercih edeceğinizi sizden önce zaten kendisi belirliyor. “Araştırmacılar, kadınların farklı bağışıklık sistemi proteinlerine sahip erkekleri tercih ettiğini söylüyor: Farklı proteinlere sahip birinden çocuk sahibi olmak, onların daha sağlıklı olmasını sağlıyor. Bilimciler, kadınların öpüşme sırasında proteinleri koklayabildiğine, bu kokunun öptükleri kişiyi çekici bulup bulmadıklarını belirlediğine inanıyor” şeklinde de ekliyor Mahir ÖZMEN. Kısacası vücudunuz yerine proteinlerinize parfüm sıkın demek istiyor.
Dikkat edin proteinleriniz kötü kokmasın, olacaklardan ben sorumlu değilim sonracıma. Artık parfüm mü sıkarsınız ne yaparsınız size kalmış.
Şimdilik bu kadar. Daha sonra görüşmek üzere.
Kaynak; 2010 yılı Şubat Ayı(12. Sayı) NTV BLM dergisi.
Doç. Dr. M. Mahir ÖZMEN.



























