En Son Yazılanlar

18 Ocak 2012 Çarşamba

Ben izleyince çok duygulandım. Yani feci duygulandım anlatamam. İzlediğinizde, gerçek görüntüleri gördüğünüzde eminim sizin de tüğleriniz diken diken olacak. Benim oldu. Hep de olur zaten. Bi iki damla da gözlerimden akıverdi.. Hani o zamanlar yaşamadık ama ilk aklıma dank edense şuydu; biz o zamanları yaşamadık, anlatılanlarla, fotoğrafla, ara sıra böyle yayınlanan videolarla biliyoruz. İnsanlar hayatlarını ortaya koymuş. Demek ki bir vatana sahip olmak ne denli önemliymiş. Bağımsızlık ne denli zor kazanılmış. Bu fedakar atalarımızı, cesur atalarımızı unutmayalım...


kURTULUS SAVASI GERCEK GORUNTULERI ile buyukonder

31 Aralık 2011 Cumartesi

Uuuuvv beybi beybi nası da korkuyla bekledik şu 2012'yi. Şimdi güle oynaya giriyoz iyi mi =P Hani kıyamet falan kopacaktı?

Fazla da uzatasım yok. Bugün evdeyim. Bi iki film izler, iki müzik dinler, tıkınır sonra da vurur kafayı yatarım. Sabah uyandığımda büyük ikramiyeyi kazanmış olarak uyanmayı istiyorum. Temennim bu yönde. Kimseye çıkmasın bağa çıksın 8)

Geçen senelerdeki yeni yıl yazılarıma bakayım dedim. 2010'da yazmamışım. Çoh ayıp. 2009'da yazmışım şu yazımı. Bi de 2008'de yazmışım şunu. 2007 dilekleri ise eski blogumda kalmış. Güzel dileklerde bulunmuşum:

"Zaman ömrümüzden geçerken birşeyler alır. Karşılığındaysa ufak ipuçları bırakır. Eğer o ipuçlarını topladıysan hiç korkma..! Yok görmediysen de sakın üzülme. Çünkü hemen şu an bi ipucu bıraktı zaman, sen bu mesajı okurken... Yeni yılınızın ipuçları ile dolu geçmesi dileğiyle... İyiler her zaman kazanır."
                                                                                                                      TAMKARIŞIK 

Ne kadan poliyannaymışım yahu =))) Yazdığım yeni yıl mesajına bak. Yıl 2007. Hey gidi günler hey!

Peki değişen bir şey var mı hayatımda? Yok. O zaman da blogu bloggera taşımışım ordan wordpresse. Ya tarih ne kadar tekerrürden ibaret artık sıktı valla. Neyse. Her şeyin en güzeli sizin olsun. İyi yıllar ;)

21 Aralık 2011 Çarşamba

(Bu arada baş başa ayrı yazılıyomuş =P Ben bitişik yazılıyo zannediyodum iyi mi =) )

Neyse gelelim konumuza. Blogger'a taşıdım blogu. Gel git çoh yaptık farkındayım. Amaaan işte. Kafama esince worpdresse geçiyorum kafama estikçe bloggera geçiyorum ^^

Temada bazı sorunlar da oldu haliyle ama umrumda da değil. Zaten canım sıkkın (her zamanki gibi). Keyfim yok. Google istediğini aldı beni bloggera yönlendirdi. Du bağalım noolucak.

Öyle işte. Neyse ben de biraz nette vakit geçireyim sonra karnımı doyurayım sonra da kenarına iğne oyası yaptığım fularımı elime alayım ;)

6 Aralık 2011 Salı

Valla sizin için oturdum topladım he kıymetimi bilin =P Bazıları bozulmuş olabilir. Onları da elinizle düzeltirsiniz. Malumunuz bunlar kod ve bozulabiliyo.

.̴ı̴̴̡̡̡ ̡͌l̡̡̡ ̡͌l̡*̡̡ ̴̡ı̴̴̡ ̡̡͡|̲̲̲͡͡͡ ̲▫̲͡ ̲̲̲͡͡π̲̲͡͡ ̲̲͡▫̲̲͡͡ ̲|̡̡̡ ̡ ̴̡ı̴̡̡ ̡͌l̡̡̡,,.̴ı̴̴̡̡̡ ̡͌l.̴ı



✈ ♬  ☑  ☎  ☒  ☻  ♤  ☤ ☹ ♀ ✩ ✉ ✇ ♺ ✖


✌ ♛ ❁ ☪ ☂ ✏ ♝ ❀ ☭ ☃ ☛ ♞ ✿ ☚ ♘ ✾


☯ ☾ ☝ ♖ ✽ ✝ ☄ ☟ ♟ ✺ ☥ ✂ ✍ ♕ ✵ ☮


★ ♫  ✔  ►  Ω  ●  ♣  ♪  ☼ ◄ ❥ ♂♀  ♪  ◘  ♠ ☻ ♣


♦ ☺ ○ ¿ ❤ ☆ ★  ☠  ❤  ☆  ♨   ❦   ☁  ✐



╚►        ♥      ▲      ↑↑↑         ๏̯͡๏         【ツ】


 

♪♫♫♪    <(“)    ๏̯͡_๏             ^_^        ◕ ◡ ◕       ʚ



٩(•̮̮̃•̃)۶   ٩(-̮̮̃-̃)۶   ٩(●̮̮̃•̃)۶     ٩(͡๏̯͡๏)۶



 (-̮̮̃•̃)      ٩(͡๏̮͡๏)۶      (͡๏̯͡๏)      ●‿  ●


 

^o^      ☺       ☻     ヅ   ^.^     ツ    ッ     シ


 

≧◡≦     ᵔᴥᵔ     ^^    (°⌣°)     ٩(^‿^)۶      ◕‿◕


 

=^.^=       ó‿   ó     ¢‿   ¢       ٩◔‿◔۶          ಠ◡ಠ


 

♥‿   ♥      ◙‿   ◙      ^‿  ^      ❀‿  ❀      乂◜◬◝乂      |◔◡◉|


 

.\-_-/.       ».«       (×̯×)      ಠ_ృ      ಥ_ಥ


 

ಠ_ರೃ            מּ_מּ          לּ_לּ            ಸ_ಸ       ಠ,ಥ


 

໖_໖          Ծ_Ծ       ಠ_ಠ         ⇎_⇎        ●_●      ~̯~


 

◔̯◔     ᇂ_ᇂ    ب_ب        ๏_๏        |˚–˚|


 

v_v     ►_◄     ►.◄     >.<      |=,=|


 

‘Ω’     ಠoಠ     ☼.☼         ôヮô       ◘_◘


 

õ.O        (O.O)     (⊙̃.o


 

ਉ_ਉ     $_$     ◄.►     ~,~     ◪_◪     ಠ▃ಠ


 

ತಎತ     ˚⌇˚     ˘˛˘      ఠ_ఠ     ◔_◔      ⊙▃⊙


 

॓.॔     ‹•.•›     ۞_۞     ಸ_ಸ     ↁ_ↁ     ~_~


 

(╥﹏╥)      ( ´_⊃`)    (►.◄)


 

(ு८ு)          (◕︵◕)


 

{◕ ◡ ◕}            (。◕‿◕。)


 

(^L^)           ┌( ಠ‿  ಠ)┘


 

◃┆◉◡◉┆▷          (▰˘◡˘▰)



< (^^,) >            q(❂‿❂)p


 

⊂◉◉つ             ✌.ʕʘ‿ʘʔ.✌


 

\(^ω^\)         (●⌒∇⌒●)



ヾ(●⌒∇⌒●)ノ        (〃^∇^)ノ


 

v(ಥ ̯ ಥ)v             ⊙.◎)         O.o


 

✿◕ ‿   ◕✿        ❀◕ ‿   ◕❀      (✿◠‿◠)     (◕‿◕✿)


(。◕‿◕。)      ◐.̃◐     *-*      ◑.◑     ^( ‘-’ )^


 

ಠ~ಠ     ರ_ರ     {•̃̾_•̃̾}     【•】_【•】     v( ‘.’ )v


 

».«     >.<       ⇎_⇎       ॓_॔        〴⋋_⋌〵


 

‷̗ↂ凸ↂ‴̖          ̿ ̿̿’̿’\̵͇̿̿\=(•̪●)=/̵͇̿̿/’̿̿ ̿ ̿ ̿



(•̪●)=ε/̵͇̿̿/’̿’̿ ̿ ̿̿ ̿ ̿””           (*^ -^*)


 

(-”-)         (>.<)         \m/(>.<)\m/


 

^L^     句_句       (°∀°)       ヽ(`Д´)ノ


 

‹(•¿•)›     d|–|b      d(–)b


 

(•̪●)       (╥╥)      (≧o≦)       (✖╭╮✖)


 

⊙︿⊙     ⊙﹏⊙       ●︿●       ●﹏●


 

(ㄒoㄒ)       {(>_<)}        o(╥﹏╥)o


 

(`・ω・´)       흫_흫       இ_இ       (゚ヮ゚)


 

⋋_⋌      ಠ益ಠ       (• ε •)       \ᇂ_ᇂ\


 

\˚ㄥ˚\         ┌( ಠ_ಠ)┘



 (●´ω`●)          (◜௰◝)



१|˚–˚|५           〠_〠



१✌˚◡˚✌५           (●*∩_∩*●)


 

(>‘o’)>         ^( ‘-’ )^



<(‘o’<)         v( ‘.’ )v


 

<(‘ .’ )>        <(‘.’<)



  (० ्०)          (-’๏_๏’-)


 

@(ᵕ.ᵕ)@     (*≗*)       (◡‿◡✿)



凸(¬‿¬)凸          ¯\(©¿©) /¯



◤(¬‿¬)◥            <【☯】‿【☯】>


 

⊂•⊃_⊂•⊃           ◖♪_♪|◗              (∪ ◡ ∪)


 

⋋ō_ō`     ☾˙❀‿  ❀˙☽



|◔◡◉|       ‹(•¿•)›


 

ᇂﮌᇂ)             ⊂◉‿   ◉つ



  ☜-(ΘLΘ)-☞         ˚ᆺ˚ว



щ(゚Д゚щ)         ╚(•⌂•)╝


 

✌♫♪˙❤‿❤˙♫♪✌          (づ。◕‿‿◕。)づ


 

2 Aralık 2011 Cuma

Tanrım

1 yorum yapılmış
'Tanrım, değiştirebileceğim şeyler için bana değiştirme cesareti ver,
değiştiremeyeceğim şeyler için ise kabullenme gücü ve
bu ikisi arasındaki farkı anlayabilmek için de bilgelik ver.

Ayrıca bkz. http://www.ntvmsnbc.com/id/24936864/

28 Kasım 2011 Pazartesi

Yazayım diyom bişiler. Sonra başlık bulamıyom. Bi de o dert var a.s. O yüzden başlığı da dürüst bi şekilde yazdım yani :P

Bu aralar aklımı kurcalayan (blogger olan ben olarak) 2 konu var. Birincisi beni bu blog aleminde var olduğumdan beri, takıntılı bi şekilde takip edenler. Bir elin parmaklarını geçmeyen bu şahıslar beni korkutmuyo da değiller. Onları sevmiyorum (duydunuz mu beni sevmiyorum sizi!). Sırf bu yüzden blogumu kapatabilirim. Kapatmaya her yeltendiğimde "saçmalama kızım, ne korkaksın" diyorum. Vazgeçiyorum. Ama sonra onlarla uğraşmaktan da kapatıp gitmeyi düşünüyorum. Bilmiyorum. Belki de bi zaman sonra onlar başarır bunu (onların benim blog yazmayı bırakmamdan pek hoşnut olacaklarını sanmıyorum).

İkinci konu ise Blogcu Forum'u yeniden açmak. Bi de ona portal kurup daha komplike bi işe girişmek istiyorum. Böyle wp ile bağlayıp falan. Eğer forum işine girersem hiç kurtulamicam bu hayattan =P Açsam mıııı açmasam mı bilemedim. Bu blogumun hosting süresi dolacak bi yirmi güne kadar. O zamana kadar karar vermem gerek. Daha üst model bi hosting servisi almam gerek. Bakalım.

(şunu dinliyorum yazarken de)

Ha bu arada demiş miydim iğne oyası kursuna gittiğimi? El sanatları mezunuyum ya. Halk eğitime neyim atanırsam diye cepte dursun dedim. Ulan 4 sene okul okuduk bize hiç bişi öğretmemişler a.s. Atanınca sudan çıkmış balık gibi çırpınışlarımız oluyo. Bi de senelerce kendini el sanatlarında ilerlet. 4 senen çöpe gitsin. Boktan bi hayat yani. Gerçi çoğu öğretmen fakültede, okulda göstereceği konuları görmüyo. Ne tuhaf dimi? Ne diye okutuyolarsa. Salak salak işler işte.

Geçen de bi "mühendis" arkadaşla tartışıyoruz. Adam resmen beni, eğitim fakültesi okudum ve atanmayı beklediğim, hatta atama yapılsın diye baskı yaptığım işin salak yerine koydu (koyunluğu bırakıp hakkını aramak da suç a.s.). Kendisi akıllıymış da mühendislik okumuş. Mal ya. Deli mi ne. Adam o kadar düz mantık ve empati yeteneği sıfır ki. Anlamıyo ne desem. Mühendis olunca adam mı olunduğunu sanıyo nedir (!)

Neyse ben Şubat atamasını bekliyom. Bağalım belki ondan bi ekmek çıkar bize. Tabi bizim bölümden kadro açarlarsa. Tek dert atama yapılması değil ki işte.

Başka ne desem. Ha şey dicem. Yorumlar geldikçe ben çok seviniyorum lan. Acayip hemde. Yorumlar geldikçe yazma aşkı doluyo içime. Ondandır bu son zamanlarda yazma sıklığımı artırmam ^^

Ya bu arada şu sağ taraftaki RSS sayısı değişip duruyo. Bi görüyom 75 bi görüyom 46. Dengesizlik neden sizce? Okuyucu geldikçe mi değişiyo ben anlamadım. Neyse. Ha bu arada Facebook sayfamızdan haberiniz var değil mi? Bak yan tarafta. Fotoğrafımın altında facebook ikonuna tıkla ve beğen. Sizi orda kişi olarak gördüğümde sanki sizlerle tanışmış gibi oluyorum. Değişik bi duygu o da =)

Ya bi de şu bedelli askerlik ile ilgili yazım çoh kafa karıştırdı. Ben aslında orda farklı bi pencereden bakmıştım. Daha yukardan bakmaya çalışıyorum. Daha kehanetler üzerine =P Napiyim kehanetleri okudukça ben de kıllanıyorum a.s. te&rörü bi kenara bırakmıştım ben. Öldürmeleri. Neyse öyle işte..

26 Kasım 2011 Cumartesi

Artık kabul ediyorum. Salaklığımı, beceriksizliğimi, aptallığımı kabul ediyorum. Bu duruma direnecek gücüm de kalmadı artık. Yukardaki inatla dev aynamı kırıyo. Yani öyleymiş demek ki. Çok aptal olduğumu şimdilerde anlıyorum. O kadar hayal alemimde yaşıyorum ki. Bunu söyleyince de arkadaşlarım tepki gösteriyo. Ya saçmalama öyle değilsin, ya sen delirdin mi bu da nerden çıktı, sen hayatımda gördüğüm en aklı başında kızsın vs. diyenleri artık tınlamıyorum. Hep onlar yüzünden zaten. Kendimi bi bok zannediyorum (tıpkı sizin gibi).

Bugünkü yaşadığım olay son haddiydi artık. Şimdi hayatın akışına bıraktım her şeyi. Az konuş, az düşün, az tepki ver, az bil. Sen nesin ki be?!

19 Kasım 2011 Cumartesi

Bugün, zaten sürekli haklarını isteyen öğretmen adayları, organize bir şekilde haklarını aramak için Ankara'da toplandı. Detaylı bilgiye henüz ulaşamadım. Sadece şu yazıyı buldum, onu okuyabilirsiniz. Büyük ihtimal akşam haberlerinde "şööyle bi" geçiverirler protestoyu. Biliyorsunuz medya hükümet tarafından satın alındı. Umarım gene de ses getirebilmişlerdir öğretmen arkadaşlar.

Twitterdan da #44binAtamaicinAnkaradayiz  tagını (bugünler için) takip edebilir hatta destek olabilirsiniz. Ayrıca bu işlerde emeği geçen Ayşegül arkadaşımızı da takip edebilirsiniz (http://twitter.com/#!/AYGEM44binatama) Umarım Bakan Dinçer ve Başbakan duymuşlardır sesimizi de şu söz verdikleri 55bin atamayı gerçekleştirirler. Çünkü öğretmenlerin beklentisi 24 Kasım'da 44bin atama. Ayrıca ücretlik öğretmenlik istemediklerini de dile getirdi öğretmen adayları.

Biliyor musunuz bilmiyorum ama 2011 KPSS sınavına giren öğretmen adaylarından sadece (yuvarlak hesap) 11bin atama yapıldı. Ancak 300 nbbin öğretmen açığı olan bu ülkede 11bin biraz komik değil mi? Olan 2011 yılında kpss sınavına girenlere (ben de dahil) oldu. Resmen sınav harçları için mi yapıldı bu sınav? (!!!!).  Hakkımızı istiyoruz. MEB sözünü tutsun. 2011 bitmeden 44 bin atama yapılsın ve ücretli öğretmenlik kalksın.

fotoğraflar kaynak

[gallery link="file"]

16 Kasım 2011 Çarşamba

Bu kitabı okumadığım için kendime nasıl bir nefretle baktığımı bilemezsiniz. Dünya Klasiklerini bu denli geç okumaya başlamam başta okulda bana okumayı sevdiremeyen hocalarıma ve sınavlar yüzünden kitap okumaya vakit bulamadığım lanet sisteme yüklüyorum. Evet benim de suçum olabilir ama içimden kitap okuma aşkı yaratmadılar ki. Gözlerimde perde vardı. Bildiğin uyutulmuş gençliktim bende (şimdilerde de bi farkımın olduğunu da düşünmüyorum o da ayrı tabi =P Özeleştiri yapabiliyorum okuyucu. Sen yapabiliyon mu bakalım?). Şimdi ise sadece içindeki alıntılarını internetten bulduğum bu güzel romanları bir gün alma ümidiyle tutuşuyorum (hepsini de alamam ki okuyucu. Alabildiklerim kütüphanemde zaten ;) ]. Ya gidip merkez kütüphaneden alıcam (varsa) ya da atanıp para kazanmayı bekleyeceğim. Çoh sefillerdeyim okuyucu sorma. Ben sefillerdeyim ama. Sadece ben. Neyse olsun, bolluk içinde sefil olmanın da güzellikleri vardır (güzellikler? Esra Erol'u, Bugün ne giysem'i izlemek gibi bişi mi bu =P ). Neyse derdimle sizi sıkmak istemiyorum. Sadece şu güzel alıntıyı paylaşmak istedim:
“Günümüzde herkes kitle içinde sivrilerek bireysel bir hayat yaşama peşinde. Oysa ki kişiliğini kanıtlamak için kendini geliştirmeye çalışan insan, bu çabasının sonunda ruhsal olarak bir yalnızlığa kapılır. Böylece dolu dolu, dört dörtlük de hayat yerine, manevi bir intiharla yüz yüze gelir. Evet, yüzyılımızda herkesin bireyselliğe kaçışı, kendi kabuğuna çekilmesi, varını yoğunu başkalarından kaçırması, insanları sadece hemcinslerinden uzaklaştırmak, karşılarındakine de kendisinden nefret etttirme hissini veriyor.

Biriktirdiği servetin miktarı arttıkça ‘artık güçlüyüm, hiçbir ihtiyacım kalmadı’ diye düşünür. Çılgının, ne kadar çok biriktirirse kendisini o kadar ölüme götüren bir iktidarsızlığı kovaladığından haberi yoktur. Çünkü yalnız kendine güvenmeye alışmıştır o. toplumda tek başına sivrilmiş; ruhunu insanlara, insanların yakınlığına inandırmaya alışmıştır. Elde ettiği paranın getirdiği hakları ve sağladığı ayrıcalıkları yitirmemekten başka derdi, kaygısı yoktur.

İnsan zekası giderek kişilerin güvenliğiyle rahatının tek, özel çabalarla değil, toplumun birleştirmesiyle sağlanabileceği konusunda alaycı bir anlayışsızlık göstermeye başladı. Ama bu korkunç ruh yalnızlığının sonu kesinlikle gelecektir. İnsanların hepsi, kişilerin birbirinden ayrılmasının yaşamın doğallığına ne kadar aykırı olduğunu anlayacaktır.” (Dostoyevski - Karamazov Kardeşler)

Ne tuhaf dimi? 8)

 

ekleme: bu yazıyı yazdıktan kısa bir süre sonra bakın ne buldum ^^